Kıyamet Saati Yaklaştı, Ay Yarıldı

Ağustos 5, 2009

54-KAMER:

 

1 – Kıyamet saati yaklaştı, Ay yarıldı.

 

2 – Bir mucize görseler hemen yüz çevirirler ve “süregelen bir büyüdür” derler.

 

3 – Yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş yerini bulacaktır.

 

4 – Andolsun ki onlara (kötülükten) vazgeçirecek nice önemli haberler gelmiştir.

 

5 – Bunlar üstün bir hikmettir fakat uyarılar fayda vermiyor.

 

6 – Sen de onlardan yüz çevir ki, o gün çağırıcı, görülmedik müthiş bir şeye çağırır.

 

7 – Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.

 

8 – O çağırana koşarak, kâfirler: “Bu çetin bir gündür.” derler.

 

9 – Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: “Cinlenmiştir.” dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.

 

10 – Bunun üzerine Rabbine: “Ben yenik düştüm, bana yardım et!” diyerek yalvardı.

 

11 – Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.

 

12 – Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

 

13 – Nuh’u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.

 

14 – Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.

 

15 – Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur?

 

16 – Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)

 

17 – Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

 

18 – Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu?

 

19 – Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik.

 

20 – (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu.

 

21 – Nasılmış benim azabım ve uyarım?

 

22 – Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

 

23 – Semûd da o uyarıları yalanladılar.

 

24 – “Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz.” dediler.

 

25 – “Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir” (dediler).

 

26 – Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler.

 

27 – Biz onlara, kendilerini imtihan etmek için dişi deveyi göndereceğiz. Onun için sen onları gözet ve sabırlı ol.

 

28 – Onlara suyun aralarında paylaştırılacağını haber ver; her içene düşen miktar, hazır kılınmıştır.

 

29 – Bunun üzerine arkadaşlarına bağırdılar. O da (bıçağı) çekerek (deveyi) kesti.

 

30 – Ama azabım ve uyarılarım nasıl oldu.

 

31 – Biz onların üzerine tek sayha (korkunç bir ses) gönderdik; ağılcının topladığı çalı çırpı kırıntıları gibi kırılıp dökülüverdiler.

 

32 – Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

 

33 – Lût kavmi de uyarıları yalanladı.

 

34 – Biz de onların üzerlerine (taşlar savuran) bir fırtına gönderdik. Yalnız Lût ailesini seher vakti kurtardık,

 

35 – Katımızdan bir nimet olarak. Biz şükredeni böyle mükafatlandırırız.

 

36 – (Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,

 

37 – Onun konuklarından murad almaya kalkıştılar. Biz de gözlerini siliverdik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” (dedik).

 

38 – Sabah erken, onları kararlı bir azab yakaladı.

 

39 – “Azabımı ve uyarılarımı tadın!” (dedik).

 

40 – Andolsun biz Kur’ân’ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur?

 

41 – Şüphesiz Firavun ailesine de uyarıcı peygamberler geldi.

 

42 – Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları çok kuvvetli ve kudretli bir yakalayışla yakaladık. Bu kıssalardan hisseye gelince;

 

43 – Şimdi sizin kâfirleriniz, onlardan hayırlı mı? Yoksa kitaplarda sizin için bir beraet mi var?

 

44 – Yoksa “Biz birbirimize yardım eden bir topluluğuz.” mu diyorlar?

 

45 – Her halde o topluluk bozulacak ve geriye dönüp kaçacaklardır.

 

46 – Bilakis kıyamet onlara vaad edilen asıl saattir. Saat cidden çok feci ve acıdır.

 

47 – Muhakkak ki suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.

 

48 – O gün yüzleri üstü ateşte sürüklenecekler, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” (denilecek).

 

49 – Haberiniz olsun ki, biz her şeyi bir kadere göre yarattık.

 

50 – Buyruğumuz yalnız bir tekdir, göz açıp yumma gibidir.

 

51 – Andolsun biz, sizin benzerlerinizi hep helak ettik. Öğüt alan yok mudur?

 

52 – İşledikleri her şey, kitaplarda mevcuttur.

 

53 – Küçük, büyük hepsi satır satır yazılmıştır.

 

54 – Takva sahipleri cennetlerde, nur içindedirler.

 

55 – Güçlü padişahın huzurunda doğruluk koltuklarındadırlar.

Reklamlar